Eğitim
Giriş Tarihi : 19-04-2022 20:31   Güncelleme : 19-04-2022 20:31

Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı İşliyen ÇAKÜ İslami İlimler Öğrencileriyle Buluştu

Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı İşliyen ÇAKÜ İslami İlimler Öğrencileriyle Buluştu

Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı İşliyen ÇAKÜ İslami İlimler Öğrencileriyle Buluştu

Çankırı Karatekin Üniversitesi (ÇAKÜ) İslam ve Medeniyet Topluğu ile Türkiye İlahiyatlar Derneği (TÜİD) tarafından organize edilen “İlâhiyat Gençliği ile Baş Başa” konferansı, konuşmacı olarak Diyanet İşleri Başkanlığı Başkan Yardımcısı Dr. Burhan İşliyen’in katılımıyla gerçekleştirildi. ÇAKÜ Hukuk Fakültesi Konferans Salonu’nda düzenlenen programa, Başkan Yardımcısı İşliyen’in yanı sıra ÇAKÜ Rektör Vekili Prof. Dr. Hüseyin Odabaş, Çankırı İl Müftüsü Bürhan Keleş, TÜİD Genel Başkanı Mehmet Salih Turan, akademisyenler ve çok sayıda öğrenci katıldı.

Kur’an-ı Kerim Tilaveti ile başlayan program, TÜİD tarafından organize edilen “2. İlahiyat Gençlik Buluşması” tanıtım filmi gösterimi ile devam etti. Tanıtım filmi gösteriminin ardından ise TÜİD Genel Başkanı Mehmet Salih Turan ile TÜİD İcra Kurulu Üyesi ve Çankırı İl Temsilcisi, aynı zamanda da ÇAKÜ İslami İlimler Fakültesi öğrencisi olan Kübra Küçükkeskin, programın selamlama konuşmalarını yaptılar.

 Sonrasında selamlama konuşmalarını yapmak üzere kürsüye gelen ÇAKÜ Rektör Vekili Prof.

Hüseyin Odabaş, bu program vesilesiyle ilahiyat gençliği ile buluşma fırsatı yakaladığını ve buna istinaden de bazı ifadeler kullanacağını belirterek gençlik çağının kıymeti hakkında bazı ünlü şahsiyetlerin söylemiş olduğu sözleri aktardı. Odabaş, Tarık Buğra’nın mutlu bir insanın gençlik çağını pişmanlık duymadan yaşayan insan olarak dile getirdiğini söyleyerek ilahiyat gençliğinin bu anlamda diğer gençlere örnek ve yol gösterici olması gerektiğine vurgu yaptı. Konuşmasında, Necip Fazıl Kısakürek’in “Gençlik… Gelip geçti… bir günlük süstü; Nefsim doymamaktan dünyaya küstü. Eser darmadağın, emek yüzüstü; Toplayın eşyamı, işim acele!” mısraları ile gençlik sermayesinin önemini bir kez daha vurgulayan Odabaş, Hz. Ali’nin de bu konuda veciz bir söz söylediğini belirterek Hz. Ali’ye göre gençliğin, sağlıkla beraber elden gitmeden değerinin anlaşılamadığı iki şeyden biri olduğunu ifade etti.

Günümüz gençliğinin dijital dünyanın esiri olmaya başladığını ve sosyal hayattan giderek koptuğuna da konuşmasında değinen Hüseyin Odabaş:

“Bütün bunların bize anlattığı, zamanın çok kıymetli ve gençliğin çok hızlı geçtiğidir.

Dolayısıyla geriye dönmek mümkün değilse, yaşadığımız vakti iyi değerlendirmeliyiz.  Çünkü ömür bir çırpıda bitiveriyor. Fani dünyadan bir şekilde göçüp gideceğiz. Gençlik dönemimizden neyi alıp götüreceğimiz konusu zihnimizde sorgulanması gereken temel meseledir. Gençler kendilerinden büyüklerin nasihatlerini dinlerken biraz sıkılır ve bunu da anlıyorum elbet. Fakat deneyim, gerçekten para verilip alınabilecek bir meta, bir eşya, bir araç değildir. Son derece değerli bir şeydir. Bu bakımdan, benim de kendi deneyimlerimden yola çıkarak sizlerde gözlemlediğim bazı durumlar var. Gençlik dönemimizde bizler, gençleri sorgulayan medya araçlarını çokça eleştirirdik. Acaba bize ne satıyorlar ve ne veriyorlar diye düşünürdük. Sonra aradan biraz zaman geçti; biraz renklendi, çeşitlendi, süslendi, allandı, pullandı ve nihayetinde televizyonlar geldi. Televizyonlarla beraber fazlaca kanal ortaya çıktı. Bu sefer de o kanalların yaydığı şeyleri eleştirmeye başladık. Sonrasında ise televizyonlar gitgide evlerin içinde de yaygınlaşmaya başladı ve odalara kadar girdi. Odalarda artık birbirinden kopuk aile fertleri, kimin ne yaptığını gözlemleyemeden yaşamaya başladı.Herkesin elinde bir cep telefonu, ortalarda gezip dolanır hale geldi. Tabi biz de buna dahil olduk. Eskiden oto kontrol sistemlerimiz vardı. Aileler çocuklarını, çocuklar da ailelerini gözlemliyorlardı. Fakat bugün, gözlemleyemediğimiz bir yaşam biçiminde yaşayıp gitmekteyiz. Dijital dünyaya çok savunmasız yakalandık. Elbette dijitalleşme, eğitim dünyamız içerisinde bir gereklilik haline de gelmiş olup işimizi oldukça kolaylaştıran ve öğrencilerimizi teşvik ettiğimiz bir şey de oldu. Ancak, eğitimdeki dijital dünya ile bu haşır neşirliğimizi bir tarafa bırakacak olursak, vaktimizi dijital dünya ile çok fazla geçirerek heba etmememiz gerektiği gerçeğini de hiçbir zaman unutmamamız gerekiyor.”

Selamlama konuşmalarının ardından, Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı Dr. Burhan İşliyen, programda emeği geçenlere teşekkür ederek başladığı konuşmasında, ilahiyat gençliğine hitaben önemli tavsiyeler ve anekdotlar verdi.

Günümüzde, İslâm’ı doğru anlayabilmek adına ilahiyat gençliğine çok fazla ihtiyaç olduğunu belirten İşliyen, 3 çocuğunu DAEŞ terör örgütüne kaptıran bir babanın yaşadığı içler acısı durum hakkında kendisiyle paylaşmış olduklarını aktararak “Size ihtiyaç var.

15 Temmuz da aynı şekilde bir dinî istismarın sonucunda olmuştur. İşte bu nedenle günümüzde sizlere, yani ilahiyat camiasına öyle bir ihtiyaç vardır ki bu ihtiyaç zaman zaman ekmekten ve sudan bile daha fazla kıymetli bir hale gelmiştir.” dedi.

Konuşmasında, Batılı bir müsteşrikin İslâm`ın hak din olmasının en büyük alametinin Gazali`nin Müslüman olmasıdır dediğini ifade eden Burhan İşliyen, “Bu müsteşrik, Gazali’yi güzel okumuş ve Gazali’nin Müslüman olmasının İslâm`ın hak dini olmasının alametidir demiştir. Bize göre Gazali örneği, İslâm’ın hak din oluşunun kanıtları içerisinde belki son sıralardaki etkenlerden biri olabilir ama bu müsteşrik, böyle bir büyük insanın kabul ettiği din, hakikat olmalıdır şeklinde bir sonuca ulaşmıştır. İşte sizlerden öyle Gazaliler, İbn-i Rüşdler, Fahrettin Râzîler, İbn-i Sinalar çıkmalıdır ki sizlerin yol göstericiliğinde ve örnek yaşantısına da bakıp bu kişi Müslümansa İslam dini haktır diyen insanlar çoğalsın. Elinde palayla şehadet getirerek bir diğer şehadet getiren Müslümanı kesenler değil. Kendi yaşantımızda öyle bir Müslüman profili sergilemeliyiz ki insanlar bizim yaptığımız hatalardan ve eksiklerden dolayı İslâm’a kötü bir söz söylemesin.

Alim kalmayınca, insanlar kendilerine cahil başlar edilirler. Ayrıca, şunu da unutmayın ki, yetişmiş insan altın gibidir ve kıymeti bir gün mutlaka bilinir.” dedi.

İlahiyat camiası olarak pek çok şey hakkında konuştuklarını ama kendi yaşamlarında bu konuştuklarını tatbik edemediklerini ifade eden İşliyen, insanların söylenenlere değil, yapılanlara baktıklarını belirtti. “İnandığımızı söylediğimiz şeyleri, önce kendimiz uygulamalı ve temsil etmeliyiz.” diyen İşliyen, aslolanın insanın gönlüne yapılan yatırım olduğunu, eşyaya yapılan olmadığını vurguladı. İşliyen, insanlara nasihat verirken kendimizi de unutmamamız gerektiğini dile getirdi ve çoğu insanın söylediklerinin tersine kendi konforlarından asla taviz vermediklerini söyledi. Bu anlamda kendinden de bazı örnekler veren İşilyen “Bugün biz İslâm’ı konuştukça İslâmî hayat azalıyorsa, bunun suçlusu konuştuklarımızla yaşadıklarımız arasındaki uçurumdur. Eskiden televizyonda 1 saat konuşsam diye çırpınan hocalar vardı. Şimdi ise bırakın 1 saati, 24 saat tam zamanlı konuştuğumuz televizyon kanallarımız var. Biz konuşuyoruz ama dinleyenler de biz konuştukça azalıyor.

Kendimizi ihmal etmeden konuşmaya ihtiyacımız var. Bizler; teknik bir eleman gibi davranamayız, inanmadıklarımızı söyleyenlerden olamayız, yaşamadıklarımızı söyleyenlerden olamayız.” dedi.

Konuşmasında, İslami İlimler öğrencilerine okurken ve mezun olduktan sonra kendilerini bekleyenler ve yapmaları gerekenler hakkında da önemli dipnotlar veren Burhan İşliyen, şunları dile getirdi:

“Bir kere asgari olarak tefsir, hadis, fıkıh, kelam ve en önemlisi usulleri bileceksiniz. Fakat bir konuda da derinlemesine kendinizi yetiştireceksiniz. Özellikle de en önemlisi, her konuda usul meselesini iyice idrak edip bileceksiniz. Gittiğiniz, bulunduğunuz ve görev yaptığınız yerleri yeşertmelisiniz, en azından yeşertme niyetinde olmalısınız. Ne kadar yeşerteceğini Allah bilir. Size düşen ise ihlas ve samimiyet ile çalışmaya devam etmektir. Kısaca aklınızda makam ve mevki olmayacak, bir yeri yeşertme niyeti ve gayreti olacak. Karşınıza çıkabilecek bazı tehlikeler konusunda da hazırlıklı olun. Tesellüf, teşeyyü, tefrika ya da taassup gibi İslâm’ı insanlara yanlış aktarmaya yönelik tehlikeleri araştırıp okuyarak hazırlıklı olmaya çalışın.”

İşliyen’in konuşmasını sonlandırmasının akabinde, İslami İlimler Fakültesi İlahi Korosu tarafından icra edilen ilahi dinletisi ile program devam etti.

Burhan İşliyen’e ÇAKÜ Rektör Vekili Prof. Dr. Hüseyin Odabaş tarafından teşekkür plaketi, İslam ve Medeniyet Topluluğu Danışmanı Doç. Dr. Fatih Güzel tarafından ise ÇAKÜ İslami İlimler öğrencileri tarafından yapılan ve İşliyen’in isminin kaligrafik olarak yazılı olduğu tablonun takdim edilmesiyle program son buldu..