Eğitim
Giriş Tarihi : 16-10-2021 23:35   Güncelleme : 16-10-2021 23:35

ÇAKÜ 2021-2022 Akademik Yıl Açılış Töreni Gerçekleştirildi

ÇAKÜ 2021-2022 Akademik Yıl Açılış Töreni Gerçekleştirildi

ÇAKÜ 2021-2022 Akademik Yıl Açılış Töreni Gerçekleştirildi

Yaşanan pandemi süreci sonrası uzun bir aranın ardından 11 Ekim 2021 Pazartesi günü kapılarını yeniden öğrencilerine açan ve yüz yüze eğitime başlayan Çankırı Karatekin Üniversitesi‘nin 2021-2022 Akademik Yılı Töreni gerçekleştirildi.

 

Törene TBMM Başkanı Prof. Dr. Mustafa Şentop, AK Parti Çankırı Milletvekili ve Grup Başkanvekili M. Emin Akbaşoğlu, Çankırı Milletvekili Salim Çivitcioğlu,  AK Parti Çorum Milletvekili Av. Yusuf Başer, AK Parti Çorum Milletvekili Erol Kavuncu, Çankırı Belediye Başkanı İsmail Hakkı Esen, Vali Vekili Şahin Bayhan, İlçe Belediye Başkanları, akademisyenler, kurum müdürleri ve öğrenciler katıldı.

 

Üniversiteye gelişinde Çankırı Karatekin Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Harun Çiftçi, öğrenciler ve üniversite yöneticileri tarafından çiçeklerle karşılanan TBMM Başkanı Şentop, 15 Ekim 1920 yılında Milli Şairimiz Mehmet Akif Ersoy`un Çankırı Ulu Cami’nde kıldığı cuma namazı ve verdiği vaazın 101. yıl dönümü vesilesiyle hazırlanan fotoğraflardan oluşan İstiklal Marşı-İstiklal Yolu sergisinin açılışını yaptı ve sergiyi gezdi.

 

Serginin gezilmesinin ardından Rektörlük Konferans Salonunda düzenlenen ÇAKÜ 2021-2022 Akademik Yıl Açılış Töreni gerçekleştirildi.

Tören, saygı duruşu, İstiklal Marşı’nın okunması ve ÇAKÜ Sinema TV Bölümü tarafından hazırlanan “Milli Mücadele’de Çankırı” belgeseli gösterimi ile başladı.

 

Törenin açılış konuşmasını yapan Rektör Prof.

Harun Çiftçi;

“Uzak Çağların Yakın şehri” olarak nitelendirilen Çankırı tarih boyunca birçok medeniyet ve kültürü barındırmıştır.

Çankırı, tarihin önemli kesişme noktalarında yer almıştır. Malazgirt Savaşından kısa bir süre sonra fethedilmesi, Anadolu’nun Türkleşmesi ve İslamlaşmasında önemli bir açılım sağlamıştır. Miryakefalon Savaşı, Ankara Savaşı gibi tarihe yön veren savaşlar Orta Anadolu’da Çankırı civarında gerçekleşmiştir. İstanbul’un fethine Candaroğulları beyliği Çankırı’dan büyük bir lojistik destek sağlamıştır. Balkanlara Türk-İslam unsurları yerleştirilirken Çankırı’dan önemli göçler olmuştur.

Çanakkale’nin savaşlarının en önemli birliklerinden olan 38. Alayın tamamı Çankırılıdır. İstiklal Harbinde en fazla şehit veren illerden birisi de Çankırı’dır. Kore’de, Kıbrıs’ta, terörle mücadelede Çankırı hep önlerdedir.

Anadolu’yu Türk-İslam kültürüyle, irfanî kültürle mayalayan Hak erenler bu topraklarda her daim var olmuşlardır. Başta Çankırı Fatihi Emir Karatekin önemli bir mutasavvıftır. Hoca Ahmet Yesevî’nin dervişlerinden kabul edilen Aliyyü’l-Bükâ, Hacı Murad-ı Veli, Ali Türabî Baba bu topraklarda yatmaktadır.

Bu coğrafyayı millî ve manevi değerlerimizle yoğurmuş, vatan yapmış nice Hak erenler bu topraklarda yatmaktadır.

Ruhaniyetlerini hürmetle selamlıyoruz.

 

Öğrencilerimize kavuşmanın mutluluğunu yaşıyoruz.

 

Sayın Cumhurbaşkanımızın önderliğinde yürütülen pandemi ile etkin mücadele neticesinde üç eğitim öğretim dönemi uzak kaldığımız öğrencilerimizle bu hafta itibariyle kavuşmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Bu sürede hissettik ki kampüsümüzün süsü sevgili öğrencilerimizmiş. Onlara da ayrıca “Hoşgeldiniz, beraberinizde güzellikler getirdiniz.” diyorum. 

İki yıla yakın bir süredir yükseköğretim faaliyetlerimizi pandemi şartları altında yürütmeye çalışıyoruz. Şüphesiz bu zaman dilimi uzaktan eğitim süreçleri bakımından önemli bir tecrübeyi bizlere kazandırdı. Bundan sonraki eğitim öğretim faaliyetlerimizin bir kısmında hibrit eğitim modeli dediğimiz faaliyetlerimizle bu tecrübeden istifade etmeye devam edeceğiz.  Gerek eğitimde gerek sağlıkta edindiğimiz pandemi tecrübesini yüksekögretim deneyimimizle de birleştirerek genç insan kaynağımızı daha güçlü ve etkin bir şekilde değerlendirerek 2023 hedeflerini gerçekleştirme kararlılığımızı pekiştireceğiz.

 

Üniversiteler bilimin üretildiği temel kurumlar olmalarının yanı sıra beşeri sermaye oluşumunda da önemli yere sahiptirler.

Devletlerin bu durumu farketmesi neticesinde Türkiye’de ve Dünya’da yükseköğretimden istifade etme imkanı zaman geçtikçe artmaktadır. 1990’lü yılların sonuna kadar yükseköğretim kurumlarının büyükşehirlerde olması belli bir kesimin ancak bundan istifade etmesine imkan veriyordu. Hem ülkemizin genç nüfusunun fazlalığı hem de mevcut üniversite sayısının bu ihtiyacı karşılayamaması alternatif çözüm üretilmesini zorunlu hale getirmiştir. Ülkemizde yükseköğretimin genişleme sürecini 1992 öncesi, 1992-2005 yılları arası ve 2006 ve sonrası olarak  3 ayrı dönemde özetleyebiliriz. 1992 yılında bölgeler arası gelişmişlik düzeyini dengelemek amacıyla birçok ilde üniversite açılmıştır. 1992-2005 yılları arasında açılan üniversitelerin çoğu vakıf üniversiteleridir ve eğitimde fırsat eşitliği ilkesinin çok fazla sağlayamamıştır. 2006 ve sonrasında ise Sayın Cumhurbaşkanımızın iradeleri ile her ilde bir üniversite hedefiyle başlayan süreçte üniversite açılışlarında büyük bir ivme yakalanmıştır. Böylelikle ülkemizde eğitimde fırsat eşitliği ilkesi yaygınlaştırılmış ve yükseköğretimde bulunan öğrenci sayımız 10 yıllık bir zaman diliminde 3.5 milyondan 8 milyonun üstüne çıkmıştır.

Uluslararası hareketliliğimizi ve görünürlüğümüzü de artırarak üniversitemizi hem Türkiye hem de Dünya Üniversiteleri arasında üst sıralara taşımayı hedeflemekteyiz.

 

Üniversitemizin de içinde bulunduğu 2006 yılı sonrasında açılan üniversiteler son 10 yıldaki bu artışın merkezinde bulunmaktadır.

Öğrenci sayımızın yaklaşık 3600’ünü uluslararası öğrencilerimiz oluşturmaktadır. Görev süremiz boyunca uluslararası hareketliliğimizi ve görünürlüğümüzü de artırarak üniversitemizi hem Türkiye hem de Dünya Üniversiteleri arasında üst sıralara taşımayı hedeflemekteyiz.

İnsanoğlu var olduğu günden bugüne değin etrafına olup biteni anlama ve anlamlandırma çabasını her daim göstermiştir. Bu çaba farklı medeniyetlerde ve farklı zaman dilimlerinde değişik isimlerle anılan kurumların bünyesinde tecessüm etmiştir. Üniversite de batı medeniyetinin yükselişi ile birlikte bu tecessümün bir uzantısı olarak karşımıza çıkmaktadır. Fakat üniversiteyi inşa eden Batı aklının bilimsel çabası; maalesef ki nükleer silahlanmadan arta kalan bilimin daha iyi kimyasal silahlar üreten eğitimli bir kötülüğe dönüşmesine mani olamamıştır. Bu durum; binlerce yıldır bir hakikat arayış olarak tecelli eden insanoğlunun ilim yolculuğunun maalesef ki hakikatten bu denli uzağa düşmesine sebep olmuştur.

Hz. Ali Efendimiz’in deyimiyle ‘’İnsan, bilgidir.’’ ve peygamberimizin ifadesiyle ‘’İlim, Müslümanın yitik malıdır.

Bu vesile İslam Dünyası’nda ilim; hakikati bilme ve anlama çabasından teşekkül etmektedir. Öyle ki bu çaba İslam ile İlim sözcüklerini birbirine o kadar yaklaştırmıştır ki; Yahudi bir Oryantalist olan Rosenthal’a ‘’İlim kavramı baki kaldığı sürece, İslam tarihten silinemez.’’ dedirtmiştir. Medeniyetimizin ilme verdiği ehemmiyet dünya bilim tarihinde ve müzelerinde ister kabul görsün ister görmesin varlığını sürdürmektedir. Bizim medeniyetimiz bu manada bir acı medeniyeti değil ilim, hikmet ve irfan medeniyetidir.

Batı medeniyetinin yükseldiği ve egemenlik sürdüğü yaklaşık 4 asırlık zaman diliminde; bilginin kapitalizmle yoldaş olduğu kertede maalesef dünyamızda daha çok adaletsizliğin, daha çok açlığın, daha çok çevre tahribatının ve daha çok kanın hakim olduğuna şahitlik ediyoruz.

Teknoloji ye de ayrıca değinmek istiyorum müsaadenizle. Çoğu zaman bilimin eş anlamlısı olarak zikredilen ve üniversitelerin sorumluluk alanında tanımlanan teknoloji; 1860’lardan sonra yaygınlaşmaya başlamış, 2. Dünya Savaşı’ndan sonra tam anlamıyla toplumsallaşmış bir kavramdır. Dolayısıyla Heidegger’in de ifadesiyle teknoloji; bilimin ve felsefenin yerini alan yeni bir düşünme biçimdir.

Oysa bilimin ihtiyaç karşılama gibi bir derdi yoktur.

Sermayecilik etkisinde hayatımızdaki her şey gibi bilim anlayışımızın şekillendiği 21.yy da üniversitemiz özelinde tüm üniversitelerimize ve akademisyenlerimize düşen sorumluluk şudur;

Bilginin bir hakikat arayışı olduğunu bilerek, her türlü bilginin şerden yana bükülmesine mani olmalıyız,

Memleketimizin beşeri sermayesi geleceğe hazırlarken akl-ı selim ile düşünmek, kalb-i selim ile hissetmek, zevk-i selim ile inşa etmeliyiz.

 

Bilgiye bağlı bir yorumun eşlik ettiği tarih, mensuplarına gelecek için hem ibret hem de kuvvet devşirecekleri imkanlar sunar. Bu vesile ile mâzîmizi, ambarda yıllandırılmış bir tohum gibi hal tarlasına ekmek mecburiyetindeyiz.

Kalpleri müteferrik olanları akıl birleştiremez. Aynı dili konuşmanın yanında, aynı hali paylaşan, anlamdaş bir millet olduğumuzu tekrar hatırlamak zorundayız.

Sanatı, bilimi, iyiliği, maneviyatı ve zekayı önemseyerek sadece meyveye ve yaprağa değil, köklere de vakıf olduğumuz anlayışıyla dünyanın ihtiyaç duyduğu medeniyeti yeniden inşa etmek mecburiyetindeyiz.

Kul hakkının yanında kuş hakkı diye bir nassın var olduğunun idrakiyle yer yüzünde her canlının devamlılığının teminatı olacak nesilleri yetiştirmek zorundayız.

Emperyal ve kapitalist güç temsil ettiği hakikate güvenmediği için bir düşmana ihtiyaç duymaktadır.

Biz yeniden insanı merkeze alan bir eğitim anlayışıyla daimi tekamülü tesis etmeliyiz.

Bunu yapabilirsek yeniden Anadolu coğrafyasından bir çınar kök salacak. O çınarın dalları Adriyatikten Çin Seddi’ne kadar tüm mazlumları gölgesinde barındıracak, gönül coğrafyamızda çocuklarımız açlık ve salgın hastalıklardan ölmeyecek, çocuklar deniz kenarlarında yüz üstü vurmayacak. Hasılı Mavi gezegenin varsa bir kurtarıcısı, o kurtarıcı kadim kodlarını unutmayan Türk İslam medeniyeti olacaktır. Bilim adına bugün, istikbale dünden daha umutla bakıyoruz…

Üstad Akif’in Çankırı’ya geldiği ruhla ve İstiklal Marşımızı yazdığı mefkureyle Sayın TBBM Başkanımızı ve siz kıymetli hazirunu hürmet ve muhabbetle selamlıyorum.” dedi.

 

Daha sonra kürsüye gelen Belediye Başkanı İsmail Hakkı Esen öğrencilere hitap ederken “Türkiye’nin en güzel, en huzurlu şehri ve üniversitesinde eğitim göreceksiniz. Biz de Belediye olarak huzur ve başarınız için elimizden geleni yapacağız. Öğrencilik hem güzel hem zordur. Umut ve hayallerinizin peşinde koşmak açısından bu tip zorluklar sizlere mutlaka bir katma değer sağlayacak.

Bizler sizler için buradayız. Biz gelecekten ve sizlerden umutluyuz” şeklinde konuştu.

 

Milletvekili Salim Çivitcioğlu ise pandemi sürecinde okulların kapalı olmasından dolayı  üniversitelerin tadı, tuzunun öğrenciler olduğunu vurgulayarak “Çankırı’nın da tadı ve tuzu kıymetli öğrencilerimiz. Onların sayesinde Çankırı’da bir hareketlenme, heyecan ve motivasyon artışı oldu. Şu anda hasta olanların yüzde 10’u 23 yaş ve altı. Sizlerden aşı takvimine riayet etmenizi istirham ediyorum. Biz, öğrencilerimizin her daim yanındayız. Çankırı’da yapılmasını istediğiniz talepleriniz neyse sizlerle çalışmaktan onur duyarız” ifadelerini kullandı.

 

İnebolu, Kastamonu,  Ilgaz, Çankırı, Anakara hattının İstiklâl Yolu olarak tarihe geçtiğini belirterek konuşmasına başlayan AK Parti Grup Başkan Vekili ve Çankırı Milletvekili M. Emin Akbaşoğlu “Kastamonu ile Ankara’nın arasında yer alan Çankırı’mız İstiklâl Mücadelemizin kilit taşı” ifadelerini kullandı. Akbaşoğlu, Şentop öncülüğünde hem Eczalık Fakültesi hem de Tıp Fakültesi’ni ÇAKÜ’ye kazandıracaklarını vurguladı.

 

“Biz Büyük Bir Davanın, Büyük İddiaların İnsanlarıyız”

İlk dersi vermek üzere kürsüye gelen TBMM Başkanı Mustafa Şentop “Milli Mücadelemizin en önemli güzergâhı İnebolu – Kastamonu – Ilgaz – Çankırı – Kalecik – Ankara güzergâhı.

Millet olma ruhundan doğmuş ve inşallah yakında 100 yaşına girişini kutlayacağımız Türkiye Cumhuriyeti Devleti de özünde, milletimizin hürriyet ve adalet için örgütlenmiş hâli” şeklinde konuştu.

“Çok daha fazla çalışmaya, çok daha fazla öğrenmeye, öğretmeye, çok daha fazla üretmeye ihtiyacımız var” sözleri ile konuşmasını sürdüren Şentop şunları söyledi:

“Biz büyük bir davanın, büyük iddiaların insanlarıyız.  İnancımızın, tarihimizin, mücadelelerimizin bize yüklediği büyük sorumluluklar var. İstikbal ve istikbale bizimle birlikte yürüme arzusundaki mazlum halklar bizim gayretimizi, daha da güçlenmemizi bekliyor.

Bu vesileyle, fahri doktora töreni de icra olunacak. Karatekin Üniversitemizin senatosu tarafından şahsıma fahri doktora unvanı tevdi edilmesi bana üniversite yıllarımı hatırlattı.

 

Rektör Prof. Dr. Sayın Harun Çiftçi’ye, senato üyelerine ve üniversitemizin bütün akademik ve idari kadrosuna teşekkür ediyorum.” sözleri ile konuşmasını tamamladı.

Törende son olarak Çankırı Karatekin Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Harun Çiftçi tarafından TBMM Başkanı Şentop’a ÇAKÜ Senatosu kararı ile alınan Fahri Doktora Beratı verildi, cübbe giydirildi.

 

Törenin ardından TBMM Başkanı Prof.

Mustafa Şentop, Rektör Çiftçi’yi makamında ziyaret ederek üniversite şeref defterini imzaladı.

 

 

.